BiR KiLO TELEViZYON
Eskiden dalga geçerdim ama galiba ben de sabah yüzünü yıkamadan bilgisayarı açan tiplerden oldum çıktım. Önceleri notebook ağır geliyordu, her yere götüremiyordum. Ama netbook öyle mi ya? Bir kiloluk bir şey
Bırakın gece birlikte yatmasını, sabah ilk iş açmasını; gittiğim her yerde yanımda bilgisayar var artık. Epeydir her işimi internet üzerinden çözmeye de alıştım. Bir tek televizyon meselesini çözememiş olmaktan muzdariptim; çok şükür onu da hallettim.
Olayın içine girmemse futbol sayesinde oldu. Değil mi ama? Evde değilsem, durum müsait değilse nasıl seyredeceğim maçları? Digiturkwebtv.com.tr var dediler. Girdim baktım. Web üzerinden istediğin maçı satın alıyor, tıkır tıkır izliyorsun. Digiturk abonesi olman da şart değil. Sezonluk paketi var, taraftar paketi var... Maçtı, ligdi derken baktım mevzu bununla da sınırlı değilmiş. Diziler, belgeseller ve hatta erotik kanallar bile var. Futbol aşkına bir fobimi daha yendim; internette kredi kartı numaramı verebiliyorum artık.
Canlı yayını bile durdurabilirsiniz
Sonra aklıma takıldı. Ya UEFA Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi, Bank Asya Birinci Lig? Onun da kolayı var dediler. D Smart’ın isteizle.com’u var. Baktım, o maçları da buradan satın alabiliyorum kredi kartıyla. Diziydi, filmdi, belgeseldi, erotikti; bu adreste de gani gani üstelik. En son; tivibu.com.tr’ye dadandım. Yerli yabancı birçok TV kanalını eşzamanlı izlemenin yanı sıra; önceki haftanın dizilerini ve birçok filmi de izleme olanağı sunan tivibu.com.tr’nin en çarpıcı tarafı ise canlı yayın izlerken bile durdurma tuşuna basabiliyor olmanız. Sonra canınız ne zaman isterse dönüp izliyorsunuz. Kredi kartı numarası falan vermek de yok. Son derece makul olan ücretler TTnet faturanıza yansıyor.
Bu üç adres de saat gibi çalışıyor. Yani internet bağlantısı olan bir şehirlerarası otobüste giderken, İstanbul’da bir kafede, açık internet bağlantısı olan caddelerde, Atatürk Havalimanı’nda, işyerinde müsait olunca; televizyonunuz bilgisayarınızda. 3G modeminiz olmasa da idare edersiniz ama bir kulaklık alın mutlaka yanınıza.
Ders: EUROVISION Konu: İSTANBUL
Eurovision’a Türkçe sözlü bir şarkıyla katılmamız gerekmez miydi? Gerekmezdi. Niye gereksin? Bu bir şarkı yarışması, istediğin dilde katılırsın. Rockçılara yakışıyor mu Eurovision’a katılmak? Çok yakışıyor. Kendilerini bozmadıkları sürece sorun yok. Rockçıların hatta metalcilerin SMS’leriyle birinci olan Lordi’yi de unutmayalım. maNga’nın şarkısını beğendiniz mi? Akılda kalan bir nakarat, Eurovision’a uygun bir düzenleme ve mesaj kaygılı sözler. Gereken budur, format budur. Şarkıda bir şeyleri değiştirme şansın olsa neyi değiştirirdin? Intro (giriş) kısmını. Bir de darbukaya hiç gerek yokmuş. Yukarıdaki soruları kendi kendime sorup cevaplayarak hızla Eurovision muhabbetinden sıyrıldım, rahatladım. Hal böyle olunca Eurovision şarkısını icra etmelerinden hemen sonra ayaküstü konuştuğum solist Ferman Akgül’e, Eurovision’la ilgili hiçbir şey sormamanın gururunu yaşadım. Ferman da şaşırdı tabii.
- En çok hangi mekanda konser vermeyi seviyorsun İstanbul’da?
Kuruçeşme Arena. Boğaz’a karşı çalmak eşsiz bir duygu.
- Tek başına yürüyüş desem?
Beşiktaş Meydanı’ndan Ortaköy’e doğru yürümeye bayılıyorum. Solda Atatürk resimleri sağda Çırağan Sarayı ve ağaçlar... Büyüleyici. O caddenin, zamanında padişahların şehre giriş yaptıkları yol olduğunu bilmek de çok keyifli.
- maNga'nın solisti olman nedeniyle çok istediğin ama yapamadığın şeyler var mı?
Galiba istediğim her şeyi yapabiliyorum. Örneğin hala elimde çanta ve topla mahallede basketbol oynamaya gidebiliyorum. Bu noktada, grup olmanın avantajı büyük. Yüzümün bir solo artist kadar tanınmamasından memnunum. Çünkü sokakla bağımın kopmasına dayanamam. Umarım en meşhur yanımız hep grubun ismi olur.
