Kardelen New York’ta
Türkan Saylan’ın ektiği, Turkcell’in biçtiği tohum, New York’ta da filiz verdi: BM, Kardelenler projesini örnek seçti. Bursla okuyan Güleser Çelik’in BM’deki konuşması herkese ilham verdi
New York’taki Birleşmiş Milletler binasının önünde, çoğunluğu kadınlardan oluşan, şen şakrak, renkli bir kalabalık toplanmış... Her milletten insanı bir araya getiren şey, kadının statüsünü geliştirmek için son 15 yılda dünyada uygulanan programları dinlemek ve tartışmak.
Ancak bizim için bu toplantının önemi, Türkiye’den Kardelenler’in örnek proje seçilmesi. Bu yüzden projeyi 10 yıl önce hayata geçiren ve sürdüren Turkcell ekibinin davetiyle New York’tayız.
Sekiz yıl önce, Kardelenler projesi ilk meyvelerini verdiğinde Mardin’e gidip, burslu kızlar ve ailelerle tanışma şansı bulmuştum. Çoğu kişinin bir fotoğraf imajı, ya da bir kurumun sosyal sorumluluk projesinden ibaret gördüğü o parlak kız çocuğu gözleriyle bizzat temas etmesem, belki bu kadar önemsemez, duygulanmazdım...
Yaşamın kıyısında
Ama işte, bugün, burada, Diyarbakır’dan Güleser Çelik’i tanımak, hikayesini dinliyoruz. Lise 1’den itibaren Kardelen bursuyla okuyan Güleser, ODTÜ Uluslararası İlişkiler 3. sınıf öğrencisi. Kardelen projesinin anlatıldığı, bakan ve yetkililerin sunum yaptığı panelin asıl yıldızı o.
Sesinde hiçbir teatrallik yok. Sakin, görüntüsü gibi asude bir tonla mikrofona uzanıp başlıyor anlatmaya:
“Yaşamın kıyısına vurur bazı kadınlar, acıyla, yoklukla kavrulur. Hak ettiği gibi insanca yaşayamayan o kadar çok kadın var ki. Hepsini hayatın içine çekmek belki zordur; ama ulaşılan, yardım edilen kadınların yaşamlarındaki değişikliğin anlamı çok büyüktür.
Ben sekiz kardeşin dördüncüsüyüm. Babam küçükken bize meslekler biçerdi; sen hakim, sen öğretmen ol diye. 10 yıl önce öldü. Sonra annem gitti. En büyük abim çalıştı.
Okumak, ben ve yedi kardeşim için kurtuluş yolu oldu. Burs olmasaydı benim lise ve üniversite eğitimi sürdürmemin imkanı yoktu, herhalde yarıda bırakırdım.”
Güleser, projenin mimarı Türkan Saylan’a teşekkür ederken, olması gerektiği için değil, içinden geldiği için onu andığını herkese hissettirdi. Panelin sonunda Bakan Kavaf, müjdeyi verdi: Diplomat olmak isteyen Güleser’e BM’de üç aylık staj imkanı sağlanacak.
Her kız çocuğu burs alacak kadar şanslı olmadığı gibi, her bursla okutulan kız çocuğu bir Güleser olmayabilir. Ama tek bir örnek bile ki şu zamana dek 755 Kardelen üniversiteden mezun oldu, her kız çocuğu için olduğu kadar, hepimiz için bir umut.
KAVAF’TAN WILLIAMS TEBRİĞİ
* BM’deki Kardelenler panelinde Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ertuğrul Apakan, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Koray Öztürkler ve Birleşmiş Genel Sekreter Yardımcısı Rachel Mayanja konuşmacı olarak katıldı.
*Kavaf, konuşmasının başında Turkcell’in yeni yönetim kurulu başkanı Colin Williams’ı tebrik etti. Hafif bir şaşkınlığa neden oldu.
* Devlet Bakanı, son 10 yılda okullaşma oranının yüzde 84.7’den yüzde 96.5’lere geldiğinden söz etti. Sık sık hem kız, hem erkek öğrenciler için okullaşmanın önemine vurgu yaptı.
* 2013’e kadar yüzde 100 okullaşmayı hedeflediklerini anlatan Kavaf’ın iyi niyetinden şüphemiz yok. Ancak bu hedefe ne gibi projelerle ulaşacakları, en önemlisi çocukların okuldan erken ayrılmamaları için nasıl bir önlem alacaklarına dair bilgi vermedi.
ELİF ŞAFAK ÇOK İYİ BİR HATİP
* Kardelen belgeselinin kısaltılmış bir versiyonunun ardından Elif Şafak’ın yaptığı konuşma, doğrudan konuyla bağlantılı olmasa da ilginçti.
* Şafak, sadece yazar olarak değil konuşmacı olarak da çok başarılı: Sesi dingin ve son derecede akıcı konuşuyor.
* Şafak, Müslüman coğrafyada Türkiye’nin farklılığını anlatırken, bir yandan da fırsat eşitliğinin oturmadığını söyledi: “Medya, akademi, sanatta kadınları ön planda görüyoruz ama siyasette çok geri plandalar...”
* Kadınların sözlü kültüründen bahsederken yazılı kültürün erkek egemen olduğunu belirtip şöyle tamamladı sözlerini: “Erkekler daha çok yazıyor. Ama kadınlar daha çok okuyor. Daha çok kadın yazmalı, fikir dünyasında yer almalı.”
M. ALi’YE GEÇ VEDA
Akşam’da geçirdiğim 4.5 yılda en sevdiğim çalışma arkadaşlarımdan olan, gazetenin gizli kahramanı Mehmet Ali Bey’in cenazesini Serdar Turgut’un yazısından öğrenmek kısmetmiş.
Önce telefon açma zahmetine katlanmayan eski meslektaşlarıma, sonra da o gün medya sitelerine bakmadığım için kendime çok, ama çok kızdım.
Nur içinde yatın Mehmet Ali Bey. Bu meslekte, bu dünyada güzel, doğru ve dürüst insanların da olduğunu hiç unutturmadınız.
