27 Şubat 2010 Cumartesi

Botokssuz abla Pavyon’a düşmez

Hiperaktif bir lider, takıntılı bir meyhane müdavimi ve Türkçe müzik özürlü iki kadın, Etiler’de ‘eller havaya’ eğlencesine giderse ne olur? ‘My Pavyon by Cenk Eren’de yakılan cumartesi gecesi ateşine buyrun


Fikir Çınar’dan (Oskay) çıktı: İstanbul gece hayatına dalacak ve aynı eğlence ortamını, farklı bakış açılarıyla Milliyet Cadde için yazacağız... Niyetimiz, kronik meyhane müdavimi dostumuz, gönül insanı Cem Dizdar’ı, bünyesinin reddettiği ortamlara götürmek! Ve bir gecede yaşananları, ‘She Said / He Said’ filmi misali, bir kadın, bir de erkek gözüyle değerlendirmek...  Çınar geceyi A’dan Z’ye planlarken, Dizdar son dakikaya kadar çark etme çabasında. Gidilecek yerin adının ‘Pavyon’ olması ve Türkçe müzik çalınması, kendisini bir miktar rahatlatsa da işkillenmeyi elden bırakmıyor:
“Nerededir bu Pavyon? Öncesinde Yakup’ta iki kadeh mi atsak?”
Oysa Dizdar’ın bu hamleyi yapacağından emin olduğumuzdan baştan aramızda sözleşmişiz: Geceye meyhanede başlarsak, biteriz. Bu yüzden Yakup teklifine evet demek yok!
“Merak etme, Pavyon’da mezeli, masalı ortam varmış...  Rakını orada içersin” deyince boynunu büküyor yavrucak.
Ancak buluşma noktasını saptamak bile minik bir krize neden oluyor. Sonunda Big Chef’s’in ferah ve rahat barında karar kılıyoruz. Ben Apple Martini’den çok memnunuum. Erkekler ‘sert ve sek’ takılıyor. Isıtma sobaları ve lodosun etkisiyle muhabbet harlanıyor.

Genç tiryakiler rahatsız
Saat 23’e doğru hedefe, Levent Set Kebap’ın bitişiğindeki Pavyon’a gidiyoruz. Ortam loş, spotlar sahneye çıkan Cenk Eren’e çevrili. Sahnenin etrafına dizilen masalar, kalabalık grupları ağırlıyor. Aileler, iş arkadaşları, en çok da kadın grupları dikkat çekiyor.
Mekanın ortasından bir ağaç yükseliyor, fakat üstü kapalı. Nee, yoksa Pavyon’da sigara yasağı mı var? Tabii ki var. Hatta Cenk Eren, şarkılarını arada kesip anons yapıyor: “Sigara içmeyelim lütfen... Ama sigara içmek için hep beraber dışarı da çıkmayalım!”
Bu ve bunu takip eden anonslar, tiryakilerde huzursuz bacak sendromuna yol açıyor. Yapacak bir şey yok! Haliyle mezelerle donatılmış masaya konsantre oluyoruz. Müziğin sesi çok yüksek olduğundan, bağırarak anlaşmanın bile imkanı yok.
 Şarkıların ritmi yükseldikçe ortam hareketleniyor. Dostumuzun sadece gözleri değil, kulakları da pek hassas:  “O nota, öyle basılmaz çocuğum... O şarkı, öyle söylenmez... Off, off!  Ne biçim bir eğlence anlayışı bu? Nereye geldik biz?”
Babayı teskin etmek mümkün mü? Üstelik huysuzluğu bulaşıcı! Aramızda eğlenmeye en kararlı olan Çınar’ın bile yüzü kararmış, habire kendini kapıya atıyor. Cadde’nin biricik Cerenimo’su (Ceren Şehirlioğlu) gelmese, kalkıp gideceğiz. Yanar döner meyveler eşliğinde birer kadeh daha içip, nereye gideceğimizi planlıyoruz. Gecenin lideri Çınar, o ne derse o olacak!
Sonunda Dizdar’ı tufaya getirip bir taksiye biniyoruz. Bölgedeki Beyaz Türk yoğunluklu 29’a gittiğimizi anlayınca, nara atmaya başlıyor. Çınar’a, içkisinin içine uyku ilacı katmayı teklif ediyorum. “O zaman komik olmaz” diyor.
Neyse ki içeride birkaç tanıdık yüz, biraz temiz hava, bol miktarda tay gibi genç kadın görme imkanı, gerginliğini alıveriyor. Çınar, hiperaktif
kişiliğine tam gaz dönüyor. Kurtlarımızı döktükten sonra gecenin karanlığında sessizce dağılıyoruz. 



Birçok filmde pavyon şarkıcısını canlandıran   Türkan Şoray’ın, Can Gürzap ile başrolü paylaştığı 1983 yapımı  ‘Metres’ filminden bir kare.

Affedersiniz, doktorunuz kim?
YAN masada, tatlı tatlı şarkılara el çırparak eşlik eden kadınların tümünü profilden incelemek pek enteresan: Hepsi ameliyatlı, dudakları botokslu, alınları davul gibi gergin...
Acaba aynı estetikçiye gitmiş olabilirler mi? 
Bu sosyal gözlemimi paylaştığım Dizdar, zaten huysuzluk nöbetinin ilk alametlerini gösteriyor:
“Nereye geldik, Rotary Kulübü’ne mi?”
“Sakin ol” deyip, kendisine daha genç profilleri işaret ediyoruz.
Cenk Eren, müşterilerin şarkılara eşlik edebilmesi için pankreastan nefes alma dersleri veriyor. Rakı deniz, biz balık kıvamındayız. 


KUMRU BENİ BİTİRDİ

Gözüm karanlığa biraz alışınca, pavyon kitsch’ine göre dekore edilen mekandan ilginçlikler: 
- Masaların süsü muhteşem: 80’lerin başında pek moda olan, püsküllü ışık lambalar! 
- Bordo kadifeyle kaplı duvarlara yatay olarak yerleştirilen aynalardan kafayı çevirmeden her tarafı kesmek mümkün. 
- Uzaktan canlı gibi duran cansız mankenler giydirilip süslenmiş. Nedense duvara neon yazılarla ‘Kumru’ ve ‘Sumru’ gibi isimler yazılı. 

PAVYON NOTLARI
- Pavyon’un en güzel yanı, Set Kebap’ta pişen etlerin servis edilmesi. Kanat, köfte ve kebabın ortaya karışık kardeşliği... 
- Gerçekten eller havaya yapacaksanız geç saatlere kalın.
- Tuvalete giderken kebap bölümünden geçip et kokularını teneffüs etmek, en kötü yanı.
- Duvar kenarındaki oturma yerleri bank şeklinde. Etek giyen insan türü için hiç pratik değil!
- Amaç ‘kitsch’leştirilmiş nezih bir ortamda Türkçe müzik dinlemekse, Pavyon doğru adres. 
- Kişi başına bir gece ortalama 165 TL

Siz de reklam vermek ister misiniz?
  • VOLKAN KONAKBostancı Gösteri MerkeziSaat: 21.00Fiyat: 45-85 TL Tel: 0216 384 72 10
  • SUPPERCLUB İSTANBULSupperclubSaat: 23.00Fiyat: 80 TL - 40 TL Tel: 0212 261 19 88
  • THE VEILSBabylonSaat: 20.30Fiyat: 40 TL Tel: 0212 292 73 68
  • HARİKA DOĞUM GÜNÜKadıköy Halk EğitimSaat: 20.30Fiyat: 35 TL - 30 TL Tel: 0216 336 12 00
  • AŞKIMIZDA VİRÜS VARKulis Oda SahnesiSaat: 15.00Fiyat: 30 TL / 25 TL Tel: 0216 467 33 32