Şıpın işi boşanmak kolay mı?
Kamuoyunda tanınmış çiftlerin boşanma mevsimi geldi. Bu vesileyle artık kaç kez evlenip kaç kez boşandığını unuttuğumuz çiftlerin ayrılık şartları, davaları sık sık haber oluyor. Son örnek, Seda Sayan ve Mehmet Ali Erbil...
Eğer para pul ve kişilik sorunu yoksa, her iki tarafın da avukatı oturup bir protokol hazırlıyor. Sayan örneğinde olduğu gibi, bel altına vurmadan dava kapanabiliyor.
Ancak gerçek hayatta tereyağından kıl çeker gibi boşanmak zor. Bunun en yakın örneğini, çok sevdiğim bir dostum vesilesiyle yakinen yaşadım.
Geçen yüzyılda boşandığım için Medeni Kanun’daki değişikliklere pek vakıf olmadığımı da anladım.
Kız tarafıyız!
Mesele sadece hak-hukuk da değil... Boşanmayı kolaylaştıran veya zorlaştıran o kadar çok unsur var ki! Kadınlar, çoğunlukla maddi manevi şiddete daha çok uğrayan taraf. Bu yüzden boşanma aşamasında olanların işine yarayacak bilgileri 7 maddede topladım:
1- AİLE İÇİ ŞİDDET
Evlilikte şiddetli geçimsizlik diye tanımlanan şey, çoğunlukla aldatmayı ve aile içi şiddeti içinde barındırıyor. Özellikle fiziksel şiddet sözkonusu olduğunda -ki Türkiye’de ata sporu haline geldi- bunu resmiyete dökmek, yani polise veya jandarmaya gitmek çok önemli.
2- EVDEN UZAKLAŞTIRMA Sadece kadına yönelik doğrudan fiziksel şiddet olması da şart değil: Eşyaları kırıp döken, başkalarının yanında hakaret eden, özellikle çocukların önünde şiddet uygulayan erkekler için, mahkemeye verilen bir dilekçeyle evden uzaklaştırma alabiliyor. Bu adımın atılması, hem can güvenliği, hem ruh sağlığı için şart. Mahkemeye 500 TL’lik harç yatırılıyor. Canınızdan mı kıymetli?
3- PROTOKOL YAPMAK Avukatlar, anlaşmalıdan ziyade çekişmeli boşanmalarda para kazanıyor. Bu yüzden seçtiğiniz uzman çok önemli. Zaten öfke, inat ve nefretle dolan tarafları yokuşa sürmek yerine sakinleştirecek, doğru akıl verecek insanların etrafınızda bulunmasında fayda var.
4- CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR Eskiden zinayı tespit etmek için yalancı şahit dahil abuk subuk yollar denenir, son derecede çirkin hareketlere başvurulurdu. Bunlar şimdi de yok değil. Fakat boşanmaların yüzde 50’sine yakın bir oranda, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ispatlandığında dosyaya konuyormuş. Bazı tipleri rahim ağzı kanserine, hatta kadının ölümüne dahi yol açan HPV, en sık rastlananı. Aşısı çıktı ama halen çok bilinmeyen, çok yaygın hastalık. Kadın doğumcunuza başvurun, yardımcı olsun.
5- MALLARIN PAYLAŞIMI Eğer anlaşmaya varılamıyorsa, evlilikte edinilmiş malların paylaşımı öyle şak diye olmuyor. Çünkü önce boşanma davası açılıyor; burada istenen maddi ve manevi tazminatın bir kısmını mahkemeye yatırıyorsunuz. Dava sonuçlandıktan sonra malların paylaşımı için dava açılabiliyor, bu da çoğunlukla yıllar alan bir süreç. Neymiş: Aklı olan anlaşır.
6- SİSTEM NİYE YAVAŞ? ‘Yargı çalışmıyor’ diye şikayet ediliyor. Ancak sorun, davaların çok olması ve yargı mensuplarının yan gelip yatması değil. Sistem çok yavaş! Tebligat yollasanız dert; posta servisi usulünce çalışmazsa haftalar kaybedilebilir. UYAP denen sistemse ayrı bir dert: Ulusal Yargı Ağı Projesi sayesinde her şey bilgisayar ortamında. Normalde bir sabıka kaydını iki dakikada halledebiliyorsunuz. Ama ‘sistem’ çökünce, yani internet veya elektrik sorunu olunca saatler, hatta günler kaybediliyor.
7- KADINLARIN PANDORA’SI Bütün bunlardan daha önemlisi, zor günlerde destek çıkacak aile ve arkadaşlar... Hele de kadın arkadaşlar! El ele verip her sorunun bir köşesinden tutan kızkardeşlerin gücünden bahsediyorum. Evini açan, kahvaltı hazırlayan, çocuğun çantasına beslenme koyan, arabasını veren... Tecrübesini, gücünü, parasını, neşesini, enerjisini aktaran onlarca kadın... Avatar’da Navi’lerin saçlarını birleştirdiği gibi ruh enerjisini çoğaltan bir güç...
Erkekler, istediği kadar ‘kadın kadını kurdudur’ sözüne bayılsın. Onların cephesinde asla böyle bir kenetlenme olmuyor...
1400
Son yedi yılda Türkiye’de kadın cinayetlerinin artış yüzdesi.
NE ZAMAN FORMA GİYERİM?
Turkcell’in 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için getirdiği öneriyi duyunca hoşuma gitti: Kadın futbolunu desteklemek adına, çeşitli ünlü isimlerden oluşan bir takım kurulacak ve Kadın Milli Takım’la sembolik bir maç yapacaktı.
Elif Aktuğ önceki gün yazmış, bizim yetenekli Bay Erol da oturup bir güzel bu sembolik maçta forma giyecek kadınları fotoşoplamış. Benim kellem de nasibini almış. Herkesin ellerine sağlık, fakat ben bu güzel organizasyonda sahaya çıkmayacağım.
Açıkcası, Kardelen gibi harikulade bir projeyi hayata geçiren ve sürdüren... Şimdi de kadın sporunu destekleyen Turkcell’den daha fazlasını bekliyorum.
Ne mi bekliyorum? Acil müdahale. Kadınlar Günü’nde, Güldünya konserleri gibi kanayan yaraya dikkat çeken daha fazla organizasyon...
Bakın, 2002-2009 yılları arasında kadın cinayetleri yüzde 1400 arttı. Ama ne saygıdeğer kurumlarımız bu konuyla yeterince ilgileniyor, ne de devlet büyüklerimiz elini taşın altına koyuyor. CHP soru önergesi verdi, ama konunun sırf bir partiye ait politika malzemesi olması korkusuyla kimseciklerden tık yok! Herhalde Doğan Grubu ‘Kadına Karşı Şiddet’ konusunda en aktif kurum olduğundan, basının geri kalanı da hiiiç bu meseleyi üzerine alınmıyor.
Bakın ne diyeceğim: Kadının canına kast eden zihniyete karşı esaslı bir Türkiye kampanyasına ihtiyacımız var... O zaman yeşil sahaya çıkıp forma da giyerim, amuda da kalkarım.
