Tatil insanı mutlu eder mi?
Tam “Ah bir tatile çıksak, şu gündemden bir uzaklaşsak. Kafayı yenilesek” sohbetleri yaptığımız bir günde, tatil ve mutluluk üzerine iki farklı habere rastladım.
İlki, Türkiye’den: TÜİK’in ‘2009 yaşam memnuniyeti’ araştırmasına göre Türkler, gelir ve tasarruflarında yüzde 27.9’luk azalma olduğunu söylemiş. Ve her dört Türk’ten biri, tatil ve eğlence masraflarını kısmış. İlginçtir, mutlu olanların oranı geçen yıla göre pek değişmedi: Araştırmaya katılanların yüzde 54.3’ü mutlu. Bu oran, 2008’le hemen hemen aynı.
İkincisi, Hollanda’da ‘tatil ve mutluluk’ üzerine yapılan bir araştırma. The New York Times’ta Tara Parker Pope, ‘Tatil insanın mutluluğunda gerçekte ne kadar etkili’ diye yazmış. Düşündüğünüzün aksine, tatile çıkmak insanı o kadar süper mutlu hale getirmiyor!
Planlamak daha çok mutlu ediyor
Hollandalı araştırmacılar, tatilin insanın genel mutluluğu üzerine etkileri ve ne kadar sürdüğünü incelediğinde şunu görmüş: Tatilin insanı en mutlu eden tarafı, sırf planı yapmak! Tatile çıkma beklentisi insanların sekiz hafta boyunca daha mutlu olmasına neden oluyor.
Ancak tatil dönüşü insanların mutluluğu hızlı bir bir düşüş gösteriyor. Tabii yolculukta gerginlik ve sıkıntı olduysa durum değişiyor. Tatili için “Çok eğlenceli değildi” ve “Kötüydü” diyenlerin mutluluğunda hiçbir değişiklik olmuyor.
Hatta tatilde dinlendiğini söyleyenlerin mutluluk oranları aynı kalıyor. Sadece tatilini ‘çok iyi’ geçirdiğini söyleyenler, döndükten sonra aynı mutluluk seviyesini iki hafta devam ettiriyor. Bunun en önemli nedeni, işe dönüş stresi.
Anlaşılan o ki, tatile yüklenen anlamlar o kadar da gerçekçi değil. Türk insanının tatilden kısıp, mutluluğunda önemli bir değişim olmaması da bunu doğruluyor. Tatilin uzunluğu da mutluluğa etki etmiyor!
Günübirlik kaçamaklar
Ancak burada kilit nokta, tatil planı yapmanın işin en zevkli tarafı olduğunu bilmek ve uzun uzadıya tatile çıkmak yerine sık aralıklarla, ama kısa seyahatler planlamak. İlla dünyanın en lüks yerine de gitmek gerekmiyor: Hafta sonları, hatta günübirlik yapılan kaçamaklar insanı çok daha mutlu ediyor.
Tatil süresini kısa tutup, sık sık ‘kaçmaya’ çalışmak ve farklı yerler görmek, en güzeli! TIGER WOODS VE MEHMET ALİ ERBİL ARASINDAKi 3 FARK
Mehmet Ali Erbil’in, tıpkı golf starı Tiger Woods gibi çapkınlıkları yüzünden karısından özür dilemesinin bir manası var mı? Bizce yok!
1. Tiger Woods yıllardır ‘ideal erkek, koca, sportmen’ imajına sahipti. Mehmet Ali Erbil’in asla böyle bir durumu olmadı. Aksine.
2.Woods, evlilik dışı ilişkileri deşifre olunca seks bağımlılığı terapisine gitti. Bütün dünya haberdar oldu. Erbil hayatta bunu yapmaz, yapamaz!
3.Tiger Woods’un kurtarmak istediği bir evliliği var. Erbil’in böyle bir derdi pek yok. Şanı yürüyor.
DOKUNMATiK?PiŞMANLIĞISabah’ın teknoloji sayfasından ilginç bir haber: 2008’de cep telefonu pazarı yüzde 15 küçülmüş, ancak dokunmatik ve 3G telefonlara ilgi altı misli artmış!
Dokunmatik merakı bütün dünyada yaygın. Fakat Blackberry’den Samsung Android’e geçiş yaptığıma tam da bu nedenle pişmanım. Dokunmatikler şık, yüksek çözünürlüklü fotoğraf çekme ve internet sayfalarını güzel görüntüleme özelliklerini haiz. Ama ah, tuşsuz hayata alışmak çok zor!
- SMS yazmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Tam bir tuşa basıyorsunuz, ‘kelime tanımlayıcı’ sizin yerinize harekete geçiyor: Mesela ‘gelirim’ yazacağım, ‘geldin’ çıkıyor. Sil, başa dön, T9’a bas... Zahmet!
- Kelime tanımlayıcı fonksiyonunu ortadan kaldırınca, tek tek o dokunmatik tuşlara parmağınızı denk getirmeye çalışıyorsunuz. Benim aceleci tazeler için kabus: ‘Bek tedavişindeyum.’ Efendim, ne buyurdunuz?
- Parmağınızı yanlışlıkla iki, hatta üç kez ‘gönder’e basma olasılığı yüksek.
- İnternet tarayıcıyıda tam aradığınız noktaya parmağınızı denk getirene kadar birkaç kez yanlış yere basıp, yanlış yerlere bağlanıyorsunuz.
- Geçenlerde elime bir Blackberry Bold geçti. “Oh be” dedim, “Şakır şakır yazıyorum.” Dokunmatik iyi hoş da bizim jenerasyonun dokunma özrü var galiba... Seviyoruz tuşu, düğmeyi.
