20 Şubat 2010 Cumartesi
Ali Eyüboğlu
Ali Eyüboğlu aeyuboglu@milliyet.com.tr
Alice

SEDEF’iN AHI

20.02.2010




İlahi adalete inanır mısınız? Ben inanırım.
Sadece ilahi adalete değil, kılıçla gelenin kılıçla, siyasetle gelenin de siyasetle gittiğine de inancım tam. Örneğin Tuğba Coşkun-Mehmet Ali Erbil evliliği.
Dün Mehmet Ali Erbil, genç eşi Sedef Altuntaş’ı Tuğba Coşkun’la aldattı.
Bugün aynı kader Tuğba Erbil’in başına geldi.
Yani tarih tekerrür etti.
Tuğba Coşkun, dün yuva dağıtıp üstüne yuva kurmasaydı, bugün aynı şeyi kendi yaşar mıydı?
Dün ‘kazanan’ taraftı, bugün ise ‘kaybeden’ oldu.
“İlahi adalete inanır mısınız?” diye sormamın sebebi bu.
Er ya da geç ilahi adalet tecelli ediyor ve hak yerini buluyor.
Her insan ektiğini biçiyor.
Tuğba Erbil “suçlu”da Mehmet Ali Erbil “masum”mu?
Elbette ki değil.
Hani denir ya, “Ayranım bu, yarın su.”
Mehmet Ali Erbil de bu.
Ne bekar kalmaya gönlü razı oluyor, ne de evlenince eşine sadık kalmaya.
Sadece bekarken değil, evli olduğu zaman da çapkınlık yapmayı maharet sayıp, bire beş katıp anlatıyor.
Ondan sonra da evlilik orta yerinden çatlıyor.
Bu kez de öyle oldu.
Çekirge gibi bir zıpladı yakalanmadı, iki zıpladı bir şey olmadı, ama üçüncüde yakayı ele verdi.

Yemek fotoğrafıyla mesaj
İki ay kadar önce bu yüzden ciddi bir tartışma yaşadılar. O soluğu Kıbrıs’ta aldı, ardından da Tuğba Erbil, Londra’ya gitti.
Kendisini aldatan eşine Londra’da Hakkasan’da Önder Fırat’la çektirdiği samimi yemek fotoğrafıyla mesaj verdi, yani “Men Dakka duka” dedi..
Dün Roma’dan objektiflere yansıyan bir görüntü, Sedef Altuntaş-Mehmet Ali Erbil evliliğini bitirmişti. Bugün Londra’dan gelen bir fotoğraf Tuğba Coşkun-Mehmet Ali Erbil evliliğinin sonunu getirdi.
Buraya bir noktalı virgül koyup sizi birkaç yıl öncesine götürmem gerekir.
Erbil’in Sedef’le evli olduğu günlerdi. Erbil, bir gün eşine “Biz üç kişi erkek erkeğe tatile gidiyoruz” dedi ve Roma’ya uçtu.
İki gün sonra Erbil, Roma’da müzmin rahatsızlığı olan ‘kaçış sendromu’na yakalanıp hastaneye kaldırıldı.
Sonra Erbil’in yattığı odanın camında objektiflere bir kadın takıldı.
Eşi İstanbul’da olduğu için herkes bu kadını merak etti.
Tabii Sedef Erbil de.
Sedef Erbil, çok geçmeden acı haberi aldı. ‘O kadın’ düğünlerine bile gelen Tuğba Coşkun’dan başkası değildi.
Önce eşinin, düğünlerine gelen, ailece görüştükleri Tuğba Coşkun’la kendisini aldattığına inanmak istemedi.
Gerçeği öğrenince de, “Tuğba ile ilişkisini sürdürsün, ama beni de boşamasın. Çünkü seviyorum eşimi” dedi, ama olmadı. Sedef Erbil, bunu eşine de söyledi. Ancak Erbil, tercihini Tuğba Coşkun’dan yana kullandı. Sedef’e  “Artık istemiyorum seni” dedi ve boşandı.
Şimdi o Tuğba Coşkun’un bugün Tuğba Erbil olarak, “Ayrılmayı istememin sebebi Mehmet Ali Erbil’in beni aldatması. Bir değil, birkaç kere üst üste aldattı ve son bir şans istedi. Ben ona şans verdim gibi görünsem de vermedim. Ciddi şekilde ayrılmak için bekliyordum” demesi sizce ne kadar tutarlı?


Not: Hesapta bir hafta izinliydim, yazmayacaktım. Ancak gündem değişti ve bu boşanmanın perde arkasını yazacağıma dair söz vermiştim. Onu yerine getirdim. İznim hâlâ geçerli.