Bu kitap bir harika
Nicholas de Fer’in 1705 tarihli İstanbul’u. De Fer, sonra 14’üncü Louis’nin coğrafyacısı olmuş.
Son zamanlarda elime aldığım en şahane kitap, Denizler Kitapevi’nin hazırladığı ‘İstanbul Haritaları’ oldu. Kitap diyorum ama, boyutu, tasarımı ve içeriğiyle başlı başına bir eşya, bir obje. Sadece zarfa bakıp, mazrufu pas geçecek değiliz. Tarihe, haritalara ve İstanbul’a biraz olsun merakınız varsa, elinizden düşüremeyeceğiniz nitelikte bir kitap ‘İstanbul Haritaları’. Projeyi finanse eden Ağaoğlu’na kocaman bir alkış... Ülkenin en hızlı büyüyen inşaat şirketlerinden Ağaoğlu, belli ki çıtayı yükseltmek istiyor. Eh, böyle bir misyonunuz varsa Ferrari’yle dolaşmak yetmez. Bu şehrin kültürüne, mimarisine katkıda bulunmak şart.
Prof. İlber Ortaylı’nın sunumunu yaptığı kitabı yayına hazırlayan Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay... Önsözünde İstanbul’un 500 yılını bir kitaba sıkıştırmanın heyecanını anlatan Kubilay, “Hayatımın en etkili yolculuğu oldu” diyor. Kitabın editörü Ülkem Özge Sevgilier ise, projenin Yalçın Balcı ve Turgay Erol’un bir araya gelmesiyle başladığını anlatıyor.
Nefes kesen güzellik
255 sayfalık kitabın baskısı o kadar güzel ki, yüzyıllar öncesinden gelen haritaların sanki bugün çizilmiş gibi kanlı canlı önünüze uzanıyor. İnsanı ağlatacak güzellikte seçilmiş bir koleksiyon bu. Arada İstanbul gezginlerinden seçilmiş sözleri katmadan edemedim.
- Bilinen en eski İstanbul planı, Christoforo Buondolmonte’ye ait. Floransalı din adamı ve hümanist, 1422’de basılan atlasta yer alan İstanbul, Konstantinopolis’in bilinen en eski tarihi görünümü. Surlarla çevrili kent, üçgen biçiminde.
- İlk Konstinopolis haritası ise Nürnberg’de tahta baskı tekniğiyle basılmış. Tarih 1493, ancak Bizans’ın son dönemi resmediliyor.
- “Burada o kadar çok bahçe ve servi ağacı vardı ki uzaktan bakınca bir şehirden çok bol yapraklı bir ormana benziyor. Pera bağlarındaki sayın büyükelçinin bağına ulaştık. İmparator Constantinus’un bütün dünyaya egemen olan imparatorluğunun başkentini, eşsiz doğal güzelliğe sahip, bu denli güzel ve elverişli bir kente taşımasına hak verdik.” Philippe du Frense-Canaye (16’ncı yüzyıl)
- İstanbul’un fethinden sonra, Konstantiniyye’nin resmedilmiş hali ise Sebastian Münster’in Cosmographia adında, haritacılık tarihindeki en önemli atlaslardan birinde yer alır. Kırmızı damlı evler, cami minaresi eklenen Ayasofya, yeşil ağaçlar ve boğazda turlayan yelkenli gemilerle İstanbul, rüya gibi bir kent görünümünde.
- “Sonunda İstanbul limanına vardık. Burada kalemimi bırakıyorum. Çünkü bu manzara bütün tanımların üzerinde. İmgenizde canlandırın, abartın, gezginlere başvurun, gerçeğin her zaman altında kalacaksınız. (Jan Potecki, 18’inci yüzyıl)
-İngiliz gözüyle ‘İstanbul kanalı’, Parçalı İstanbul, Magazin dergisinde ilk İstanbul haritası, 1792 yangınları, Beethoven’in yayıncısından Boğaz haritası, semtleri, satıcıları ve sakinleriyle İstanbul gibi birbirinden ilginç başlıklarıyla ‘İstanbul Haritaları’ çok özel bir çalışma olmuş. Tebrikler!
Constantinople, kadastro planı (1922) Jacques Pervititch imzalı.
SERPICO KAÇAR MI?
Sabah gazetesi, pazarları bir süredir New York Times’ın ekini veriyor, çok da iyi ediyor. NYT’nin bir önceki hafta sonu verdiği eklerinde yayınlanan yazıların bir seçkisi sunuluyor. Fakat seçimler, bazen hayal kırıklığına uğratıyor.
Mesela Frank Serpico hakkında nefis bir haber yayınlandı ‘Metropolitan’ bölümünde. Ama Sabah’ta yoktu. Serpico kim mi?
New York polisindeki yolsuzluk ve kirli ilişkileri mahkemede verdiği ifadeyle açığa çıkaran Serpico’nun hikayesi, 1973’te aynı adla film oldu. Aykırı polis memuru Serpico’yu canlandıran Al Pacino, bu rolle ilk Altın Küre’sini almıştı.
Aradan neredeyse 40 yıl geçti. Meğer Serpico, hâlâ yaşıyormuş. İfade verdikten sonra ölüm tehditleri almış, mesleği bırakıp, Avrupa’ya giden ilk gemiye binmiş. 1980’de ülkesine dönen Serpico, Hudson Nehri’nin kıyısına yaptığı tek odalı ahşap kulübede, televizyonsuz, internetsiz bir hayat sürüyor.
Serpico, toplam üç milyon adet satılan biyografisinin ve filmin getirisiyle geçimini rahatlıkla sağlamış. Şimdiyse anılarını kendi yazacak. Haber, şu sözleriyle bitiyor: “Hayatta en sevdiğim işi elimden aldılar. Sadece polis olmak istiyordum ben.”
Serpico rolü Al Pacino’ya Altın Küre ödülünü getirdi.
