‘Bayan’ Mumcu emanet değil
Milletvekilleri arasında patlayan son kavga şaşırtıcı geldi mi? Ben şaşırmadım. Birbirine ilkokul seviyesinde sözlerle hakaret eden, yumruklaşan, kontrolünü kaybeden vekil profiline yıllardır aşinayız. Asıl herkesin birbirine efendi gibi davranmayı öğrendiği gün şaşıracağız! Ve en çok da kadın vekillere egzotik hayvan muamelesinden vazgeçildiğinde...
Malum, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu’nun odasına girerek oturumu iyi yönetmemekle suçladı. Mumcu bu olayı Meclis’te gündeme getirince kıyamet koptu.
Olay sadece bir tenkit midir, tenkitse de üslubu uygun mudur, bunun tartışması ayrı. Asıl ilginç olan, Arınç’ın konuyla ilgili açıklama yaparken kullandığı sözler... Sevahir Bayındır’ın ‘cinsiyetçilikle’ suçladığı Arınç’ın cevabı, tam da bu suçlamayı doğrular nitelikteydi:
1 BAYAN MİLLETVEKİLİ: Arınç, her şeyden önce bir ‘bayan milletvekili’ne herhangi bir saygısızlık etmesinin mümkün olmadığını belirtiyor. Buradaki ‘bayan milletvekili’ vurgusundan anlayacağımız şu mu olmalı: Erkek milletvekili olursa, saygısızlık yapılabilir... Bayan, bayanlığından dolayı zaten ayrı bir konumdadır. 2 ZARİF HANIMEFENDİ: Başbakan Yardımcısı, nedense Güldal Mumcu’nun ‘zarif hanımefendiliğine’ övgü yaptı. Bunun konuyla alakasını anlayamadık. Arınç, Başkanvekili’nin odasına girip ‘Yönetemiyorsunuz’ dediği unutmuş olmalı. Zerafeti, hanımefendiliği mi kalmış?
3 O BİZE EMANET: En yakışıksız tavır ise, Güldal Mumcu’nun dulluğuna yapılan atıf. Arınç, Mumcu’nun Meclis’te kendilerine ‘emanet’ olduğunu söyledi. Şimdi bu ne demek? Altında inceden inceye yatan ‘babacan’ anafikir şu değil mi: ‘Sen sadece Uğur’un karısı olarak burada varsın.’
Bakın... Güldal Mumcu, seçimle o Meclis’e girmiş, Başkanvekili seçilmiştir. Soyadından, cinsiyetinden veya geçmişinden dolayı kimse o çatının altında farklı muamele göremez.
Kadın siyasetçi, kimsenin emanetine bırakılmış bir eşya değildir.
AKREP’İN YANINDA EZEL EZiK KALIR
Uğur Yücel’in son filmi ‘Ejder Kapanı’na gittim... Baştan söyleyeyim: ‘Baba’ bu filmle hem oyunculuğunun, hem de yönetmenliğinin zirvesinde. Aynı şekilde Kenan İmirzalıoğlu, Türkiye’nin bir numaralı jönü olduğunu kanıtlıyor. Tanrı, medyanın bu ikiliyi bozmasına izin vermesin! Amin...
* Yönetmen Yücel, fonda akıp giden, bazen de bilerek, filmin kurgusunun önüne geçecek şekilde İstanbul’u kullanmış. Seyirciyi, kendi gibi şehrin tüm çirkinlikleri ve güzellikleriyle seviştiriyor.
* Film, ilk başta Güneydoğu’da savaşan ve psikolojik sorunları olan bir komandonun etrafında gelişecek gibi gözüyor. Asıl konu, çarpık adalet sistemi.
* Öyle mesaj kaygılı bir film değil çok şükür. Mesaj dediğin, zaten filmin kendisinde varsa vardır. Yücel de bunu en iyi kavrayan yönetmenlerden biri.
* Kenan İmirzalıoğlu, giyim stili ve her sahnedeki heybetiyle göz dolduruyor. Hiç yamuğu olmayan esmer yakışıklılığıyla, uluslararası çapta jön olabilecek karizmaya sahip... Psikopat ‘Akrep’ rolüyle öyle sivriliyor ki, Ezel yanında ezik kalır... Ancak ‘biri iyi, biri kötü’ ayrımının dışında Ezel ve Akrep benzer özelliklere sahip: İntikamcı, maço, sert ve karanlık erkek.
* Berrak Tüzünataç, tutuk ve hatta apatik oyunculuğunun ötesine nihayet geçebilmiş. Halen cümleleri ağzında yuvarlasa da yönetmen, doğal mimiklerini yakalamış. Berrak Hanım’ı, arzu ettiği gibi ‘kadınsı’ bir rolde de görmeyi isteriz...
* Olay yeri inceleme ve adli tıp sahneleri CSI dizilerini aratmıyor.
* Uğur Yücel’in canlandırdığı babacan başkomiser karakteri ‘Abbas’ın esprilerine dikkat...
* Görüntü yönetmeni Tolga Kutlar... Eski dost, eline sağlık!
* Hayatında sevişme sahnesi görmemiş gibi davranan basın, yine ateşli sevişmeye takılacak. Tabii asıl yangın, Berrak Tüzünataç’la Kenan İmirzalıoğlu’nun cilveyle karışık dövüştüğü sahne.
