İMPARATORLUĞUN İZLERİ
İngiliz yazar Julia Pardoe, 1836’da İstanbul’u anlattı. 'Sultanlar Şehri İstanbul' yıllar sonra yeniden basıldı. 644 sayfalık seyahatname, balo salonlarından çıkıp, hamam sefalarında geziniyor. Bir imparatorluğun başkenti yaldızlı sayfalara yansıyor
İngiliz yazar Julia Pardoe, 30 Aralık 1835'te İngiliz ordusunda subay olan babası Thomas Pardoe ile birlikte İstanbul’a gelir. Pardoe II. Mahmut dönemi İstanbul’unda 10 ay kalır. Asırların saltanat şehri de, sakinleri de onu büyüler. Ülkesinde romanları ve seyahatnameleriyle zaten bir şöhret edinmiş olan Pardoe, bu büyüleyici seyahatinden İstanbul’la ilgili üç ciltlik bir seyahatname yaratır. 'Sultan’ın Şehri ve Türklerin Hayat Tarzı' adıyla yayımladığı bu eser İngiltere’de büyük ilgi görür ve tekrar tekrar basılır.
Julia Pardoe daha sonra eserini gözden geçirerek yeniden kurgular, güncelleştirir, kısaltır. Bu yeni eser, döneminin ünlü gezgin çizeri William Henry Bartlett'in 1850’lerde bu yeni çalışma için çizdiği 90’a yakın gravür ve bir haritayla birlikte 'Boğaziçi'nin Güzellikleri’ adıyla yayımlanır. Bu kitap da en az ilki kadar ilgi görür.
'Sultanlar Şehri İstanbul' ise, Pardoe'nun metinleriyle Bartlett’in gravürlerini birleştiriyor.
Yazarın, aynı zamanda çağının iyi bir edebiyat örneği de olan bu eseri, Türklere karşı önyargısız yaklaşımıyla dikkat çekiyor. İstanbul'da gördüklerini ve tanıdığı insanları hayranlıkla ve romantizmle birleştirerek anlatan Pardoe, birkaç büyük binası dışında tümüyle tarih olmuş bir İstanbul'la tanıştırıyor bizi. Paşa konaklarındaki bayram hazırlıklarından günler ve geceler süren saltanat düğünlerine, Harbiye Mektebi’nin çiçeği burnunda öğrencilerinden sıvaları henüz kurumuş Selimiye Kışlası’nın koridorlarına, Pera sosyetesinin dedikodularından mezarlıklarda olanca hızıyla süren halk şenliklerine rüya gibi bir İstanbul... Üstelik Bartlett'in 90'a yakın gravürü, tarihe karışmış bu İstanbul'dan sahneleri gözümüzde canlandırmamıza yardımcı oluyor.







