BU SOKAKLAR SARMAN VE TEKiR’iN
Arif Aşçı’nın fotoğraflarından derlenen ‘İstanbul’un Sokak Kedileri’ kitabı şehrin küçük sakinlerinin yaşamını görüntülüyor. Aşçı’nın önsözü, kedilerin olağanüstü varlıklar olduğunu hatırlatıyor
Kedisever yazarların herbiri, kedilerinin benzersiz, olağanüstü yaratıklar olduğunu yazarlar. Oysa her kedi olağanüstüdür! Aidoux Huxley, "Nasıl yazar olunur?" diye soran genç bir adama, "Önce bir kedi al" der. Kedisi olan ve genelde kedilerle ilgili bir şeyler yazmış olan yazarların listesi neredeyse tüm bir edebiyat tarihi listesi gibidir. Türkiye'de Nurullah Ataç, Hüseyin Rahmi, Behçet Necatigil, Salah Birsel, Buket Uzuner, Ahmet Hamdi Tanpınar ilk aklıma gelenler. Nazım Hikmet ve Orhan Veli'nin kedileri var mıydı bilmiyorum ama en güzel kedili şiirleri onlar yazdı. (Nazım'ın kucağında pofuduk bir kediyle fotoğrafı var.)
Batı edebiyatında ise Colette, Poe, Baudelaire, T.S. Eliot, Hemigway, Charles Dickens, Rudyard Kipling diye uzayıp gider liste. Ünlü ressamlar da kediseverdi. Sayısız kedi deseni çizmiş olan Leonardo onlar için, "Doğanın başyapıtları" derdi. Picasso, Matisse, Gericault, Renoir, Bonnard kedili resim yapmış kedisever ressamlardan ilk aklıma gelenler.
Konumuz İstanbul kedileri, edebiyatçılarımızın da büyük çoğunluğu İstanbul'da yaşamış olunca, anlattıkları kedilerin bu kitapta fotoğraflarının sunulması doğaldır. Tıpkı Hayırsızada'ya köpeklerin sürüldüğü o uğursuz 1910 tarihinin nasıl ki bu sürgünü destekleyen ve karşı çıkan yazarlar arasında kavgalara yol açtığını biliyorsak, kedi sevmek veya sevmemek de yazarların birbirlerine düşmeleri için yeterli bir nedendir.







