10 Ocak 2010 Pazar

ÇOK TAKINTILIYIM

Güzel şeylere takıntısı olduğunu söyleyen Çağla Şıkel, "Bir şeyler hayal ediyordum. Gerçek-leşmesi için çok çaba sarfetmem gerekti. Emre gibi bir eşim olmasını çok istiyordum" diyor

ÇOK TAKINTILIYIM

Türkiye'nin en beğenilen mankenlerinden biri. Bebeği Kuzey'i dünyaya getirdikten 45 gün sonra podyuma çıktı. Hafta içi her gün Alişan’la birlikte sabah programı 'Herşey Dahil'le ekranlarda. Yorucu bir temposu var. Öğleden sonra geldiği evinde tüm mesaisi bebeği Kuzey oluyor. Çağla Şıkel, Acarkent'teki evinde yaptığımız  röportajda, eşi Emre Altuğ ve oğluyla mutluluğunu tek cümlede anlatıyor: "İlk kez doğum günümde, ikincisinde  bugün kucağımızdayken güldü. Siz gelmeden önce çıldırdık."  

Çok formdasınız!
 Normal kilomun (62) altındayım. Bir anda oldu, çok fazla çalışıyorum.

Gerçi 45 gün sonra podyuma çıktınız.
Evet ama marifet olsun diye çıkmadım ben. Herhangi bir şeyi ispatlamak gibi niyetim yoktu. Niye kırk beş gün sonra? Ben doğumdan 4-5 gün sonra da öyleydim neredeyse. Çok kilo almamıştım. Bunun için çok çaba sarfetmedim, bünye meselesi. Bebek 300 gram alıyor, anne üç kilo, ne anladım ben ondan? Annenin kilo almasına gerek yok bence. Oğlum 350 gram alıyordu, ben 100 gram. Benim kilo almama gerek yok, bebek gereken kiloyu zaten alıyor. 

Anne olunca neler hissettiniz?
O duyguyu anlatacak bir cümle asla yok! Müthiş bir şey, en güzel cümleleri yan yana koyup yazabilirsiniz.

Kuzey'e kardeş istiyor musunuz?
Tabii ki! Çocuklara ilgim vardı ama Kuzey’i gördükten sonra iyice çıldırır oldum. Allah nasip ederse, iki sene sonra isterim. Kuzey büyüsün biraz.

Kız çocuğu mu istiyorsunuz?
-Yoo, hayır. Kuzey ana rahmine düştüğünden beri, cinsiyeti benim için hiç fark etmedi. İki oğlum olsa da olur, beş oğlum olsa da olur. Kocamdan sonra aşık olduğum tek kişi Kuzey! Acayip bir aşk oluyor arada.

Ünlülerin evlilikleri çok uzun sürmez deniyor. Böyle endişeniz oldu mu?
Hiç olmadı. İnsanların ne konuştuğu değil bizim nasıl hissettiğimizdi önemli olan. Bir yılı geçmişti zaten biz evliliğe karar vereli, bu bir. İkincisi hiç Emre’yle bu evin içerisinde Emre Altuğ’la Çağla Şıkel gibi değildik. Ben Emre’yi yaşıyorum, o da Çağla’yı yaşıyor, biz normal ilişkilerini sürdüren, son derece birbirine saygılı, sevgi dolu bir çiftiz. 

Her sabah canlı yayın yapıyorsunuz, bebekten sonra zor olmuyor mu?
Biraz zor oluyor. Aslında ben ocakta başlayacaktım. Programda bir anda söylendi, ben de okey dedim. “Bu sene çalışmayacağım” deseydim programı da kaybedebilirdim, televizyon dünyası çok hareketlidir. Beni çok istediler. Ben de onlarla olmak istedim. Bütün gün çalışsaydım, perişan olurdum. Öğleden sonra evdeyim. Sabaha kadar Kuzey’in yanındayım. Tabii ki çok yorucu. Kuzey’in uyurken ben de uyumak istiyorum, o ayaktayken uyumak istemiyorum. Gözü açıkken hep benimle, babasıyla olsun, bir şeyler paylaşsın hırsındayım.

Emre Bey son yapılan bir röportajda “Obsesif takıntıları var” demiş.
Evet, çok takıntılıyım. Bağlanırım. Emre’ye de öyle. Allah’a olan aşkım da öyleydi, Kuzey’e olan aşkım da öyle. Ama doğru düşünüyor ben çok takıntılı bir insanımdır. 

Kabul ediyorsunuz yani!
Evet, evet. Çok kötü bir şey değil ama güzel şeylere takıntım var. Emre’ye çok kafayı taktım mesela, yılmadım etmedim ve şimdi evlendim, bebeğim var. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi?

Siz mi tavladınız Emre Altuğ'u?
Öyle olmadı. Ben sadece bir şeyler hayal ediyordum, gerçek oldu. Bunun için çok çaba sarfettim. İkimizin de inandığı şeyler vardı. İnanmadığımız çok şey de vardı. Benim inandıkların ağır bastı. Zaman zaman ben  vazgeçtim, zaman zaman o. Ama bir şeyler birbirimize bağladı. 

Bütün hayalleriniz gerçekleşti mi?
Gerçekleşti tabii. Emre gibi bir eşim olmasını çok istiyordum. Ama doğru düzgün anlaşamıyorduk bile, kıskançlıktan birbirimizi yiyiyorduk. Ama insanı böyle tam birbirine bağlayan şeyler oluyor.  Aslında Emre de takıntılıdır, sen onun öyle söylediğine bakma. O da çok obsesiftir. İkimiz de aslında takıntılıyız.

DÖNECEĞİMİ  ÖZLEM ÇOK İYİ BİLİYORDU  
Siz programa döndünüz, Özlem Yıldız ayrıldı. “Bana böyle söylemediler, eşimi zor ikna ettim bu program için” dedi. 
- Özlem’i çok severim. Ama programda benim son bir ayım olduğunu, sonra döneceğimi Özlem çok iyi biliyordu. Yayında konuşulmuştu. Ama ne zaman döneceğim belli değildi. Kendimi ne zaman toparlarsam, o zaman dönecektim. Özlem benim yerimi doldurdu ve taşıdı. Her sabah onları keyifle seyrettim. Benim bir problemim yok Allah’a şükür.

Röportaj: Olcay Ünal SertFotoğraflar: Ozan Güzelce