"İstanbul her şeye rağmen huzurlu"
Dünyaca ünlü mimari kuramcısı Charles Jenks, İstanbul’un her şeye rağmen diğer büyük şehirlerden daha huzurlu olduğunu söylüyor
Postmodernizm kavramının bundan 30 yıl önce mimarlık sektörünün gündeminde yer almasını sağlayan dünyaca ünlü kuramcı, tasarımcı ve peyzaj mimarı Charles Jencks, Yapı-Endüstri Merkezi’nde 'Kritik Modernizm' başlığı altında konferans verdi. Charles Jencks’le, İstanbul ve Türkiye hakkında konuştuk.
İstanbul hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu şehri nasıl tarif edersiniz?
İstanbul’un benim için öne çıkan yanı, farklı kültürden gelen insanların bir arada olması. Her modern şehirde olduğu gibi bir de trafik sorunu var. Ancak bir turist gözüyle bakınca İstanbul'da deniz olması, şehri daha güzel bir yer haline getiriyor. İstanbul'un ve doğanın birleşince müthiş bir güzellik çıkıyor ortaya. Şehir özellikle hava kararınca çok etkileyici bir görünüme bürünüyor.
Çarpık kentleşme konusunda ne düşünüyorsunuz? Örneğin Şişli, şu an bulunduğumuz yer, buna güzel bir örnek. Hemen yanımızdaki büyük gökdelende iki bin euro’ya tek odalı bir daire kiralayabilirsiniz. Oysa ki tam arka sokakta gecekondular var.
Bu durum çok ilginçmiş! Henüz fark etmedim, ama gerçekten çok ilginç. Başka büyük şehirlerde rastlanmayan bir durum. Diğer büyük şehirlerde zengin ve fakir bölgeler birbirinden ayrıdır. Üstelik ciddi sınırlarla, bazen güvenlikle birbirinden ayrılmıştır.
Peki bu yapılanmanın psikolojik etkileri nasıl olur sizce?
Muhtemelen yoksul insanlarda büyük bir öfkeye sebep oluyordur. Ekonomik farklılıkların belirgin olması ve bu farklılığın aynı bölgede hissedilmesi tabii ki kıskançlığa da neden olur.
İstanbul bu yıl Avrupa Kültür Başkenti olduğundan gündeme bir sürü proje geliyor. Bunlardan biri Sulukule projesi. Sulukule Romanların yüzyıllardır yaşadığı bir bölge, sosyo kültürel bir yanı var. Ancak Romanlar oradan gönderilecek ve yeniden yapılandırılacak. Sizce bu durum İstanbul’a ne açılardan zarar verir?
Bu tipik bir durum aslında. 2010 Kültür Başkenti bunun için güzel bir bahane olmuş. Oysa ki bir şehrin kültürel zenginliği, o kentin korunması gereken asıl mirasıdır. Tabii bu tamamen para kazanmak üzerine yapılan bir durum. Kapitalist bir dünyada yaşıyoruz . Bu tarz durumlar belki şehrin ruhunu kaybetmesinde etkili oluyor ama para kazandırıyor.
İstanbul’da eski mimari eserler de 1950’li yıllarda büyük ölçüde yok edildi. Yerlerine kişiliksiz apartmanlar yapıldı.
Modernleşme bu tarz yıkımları getirebiliyor. Postmodernizm ise direniştir. Bu tür durumlarda direnmek gerekiyor. Siz İstanbul’da yaşadığınız için dışarıdan bakamıyorsunuz. Bense burada adım başı geçmişi hissedebiliyorum. Tarihi pek çok yanı var bu şehrin ve hissedilebiliyor. İstanbul, NewYork ve Hong Kong gibi diğer büyük şehirlerin yanında çok huzurlu kalıyor. Ama büyük bir trafik sorunu var.







