Seyirciyle cilveleşmenin ‘Patron’u
Bayramın ikinci günü istikamet Antalya, Mardan Palace... Sharon Stone, Monica Belluci, Richard Gere gibi starların açılışına gelip büyük gümbürtü kopardığı, ‘Avrupa’nın en pahalı oteli’... Azeri işadamı Telman İsmailov’un 1.5 milyar dolar akıttığı, Dolmabahçe Sarayı, Kuleli Askeri Lisesi, Boğaz yalılarından karma mimarisiyle konuşulan şu meşhur 7 yıldızlı otel...
Şüpheci okurlara hemen belirteyim: Otelin davetlisi değilim, görevim Kenan Doğulu konserine gidip gözlem yapmak. Pek çok kadının rüyası, benim içinse kabus olmasa bile öncelikler sıralamama bile girmeyen bir etkinlik. Ama eğlenceli olduğu kesin!
Otelin girişinden itibaren şaşanın, debdebenin şokuna giriyorum: Yer gök varak, kristal, pahalı halı ve objelerle dolu. Beni odaya yönlendiren Rus görevli, düzgün Türkçeyle “Bu gece büyük gece... Kenan Doğulu biraz önce geldi... Güzel adam!” diyor. “Biraz küçük değil mi?’ diye cevap veriyorum. “Türk erkeklerinin boyu kısa zaten” diyor gülümseyerek.
Bayram vesilesiyle otel müşterisinin çoğunluğu yerli. Devasa otelin neresine giderseniz gidin, tek konuşulan şey Doğulu konseri... Filozof ve siyaset bilimci Hannah Arendt, “Eğlence insanlarla alakalıdır ve hayata dair bir fenomendir” demiş... Burada, bu gece fenomenin adı Kenan Doğulu: Kaçta kapı açılacak? Kaçta sahneye çıkacak?
Türk seyircisi Arap atı gibi
Kapı 23.00’te açılıyor. Dolmabahçe salonu denen ve ihtişamıyla geri kalmayan devasa kapalı salonda, masama yerleşiyorum. Tanrıya şükür ki sigara serbest! Saat 24.00’ü gösterince gecenin adamı sahneye çıkıyor ve alkış kopuyor. Doğulu oyalanmadan performansa başlıyor...
Sahne düzeni için hiçbir harcamadan kaçılmadığından, ışık efektleri kâh salonu yalıyor, kâh bombardımana tutuyor. İlk şarkıdan sonra “Gürültü yapanların aşk hayatı süper olsun inşallah!” diye haykırıyor Doğulu, “Bayramda öpüşün” sözleriyle ‘Öp’ şarkısı başlıyor. Mardan’ın sahibi de salonda: “Bu güzel mekanı yaratan, şu an aramızda olan Telman İsmailov’a teşekkür ediyoruz...”
Ancak konserin ilk saati beni hayal kırıklığına uğratıyor çünkü seyirci mum gibi... Doğulu, alkış ve dans için sürekli teşvik etse de, dayanamayıp ayağa fırlayan kızlardan ve bir-iki romantik aşıktan başka rahat rahat eğlenen, dans eden yok...
Herkes içkisini yudumlayıp, resmi bir davete gelmiş gibi edepli edepli oturuyor.
Gerçi Türkler, her konserde benzer davranış sergiler: İster Açıkhava’da, ister gece kulübünde olsun, dansa kimse hemen cesaret etmez. Ta ki vurmalı çalgılar devreye girene kadar! Türk seyircisi, tıpkı Arap atı gibi sonradan açılır.
Doğulu’nun Mardan konserinde de bu kural bozulmadı: Coşku, sonradan gecenin en çok istek alan parçası olduğu anlaşılan ‘Kıskanıyorum’la 45. dakikada başlıyor, eller havaya kalkıyor. ‘Smsıkı Sıkı Sıkı Sar Beni’de kızlar oynamaya başlıyor. Kenan Doğulu “Hepinizi öpesim var” diyor, sonra ‘Ziyaretçi saati geldi!” diye şarkısını yarıda kesiyor: Cesaretini toplayıp sahneye yaklaşan kızları öpüyor, biri içki ikram ediyor. Buna rağmen eğlenenler sınırlı. “Oh, rahat koltuklar di mi? Zaten adam başına da 1.7 personel düşüyor”diye espri yapıp herkese takılıyor Doğulu.
Kızlar flört fırsatını kaçırmıyor
Tam ara verecek mi diye düşünürken sahneye Sıla’yı davet ediyor: Pazar gecesi Sıla da konser verecek ama iki şarkı da ondan... Doğulu bu arada nefesleniyor. Zaten asıl şov ve eğlence, gece 2’den sonra başlıyor. ‘Güzeller içinden bir seni seçtim’te bir güzel halay çekiliyor. Sonra durdur, durdurabilirsen!
Doğulu herkesi sahnenin önüne çağırınca kadınlar hücum ediyor. Şarkılar hep bir ağızdan söyleniyor, dans ediliyor, Kenan’la flörtleşmek için hiçbir fırsat kaçırılmıyor... Erkekler “Kızlardan fırsat yok ki öne geçelim” diye eğleniyor bu durumla. Kızlarsa sevgililerini bırakmış, cep telefonlarıyla fotoğraf çekmekle meşgul. Çoğu hülyalı bakışlarını fikslemiş sahneye, trans halinde, hatta gözleri dolarak seyrediyor Doğulu’yu. Bazıları içmiş, ellerindeki bardakları istemsiz hareketlerle uzatıyor sahneye... O da kibarca durduruyor taşkınlıkları.
Önümdeki kızlar ‘Kenancı mısın Ozancı mısın?’ diye birbirine sormakta. Arada atılan ‘Ozaaaaaan’ çığlıklarından anlaşılabileceği gibi Ozan’a tapanlar az değil. Sevimli sevimli sırıtıyor o da.
Ailemizin sevgilisi Kenan
‘Kurşun Adres Sormaz ki’, peşinden ‘Aşk Oyunu’ ve ‘Shake It Up Şekerim’le eğlence doruğa çıkıyor. Bir ara sendeleyip düşüverse de gülüp oturduğu yerden söylemeye devam ediyor, kızlar da çığlık atıp ellerini uzatmaya...
‘Kenan’ın sahnesi çok iyidir’ denir, ne demek istediklerini nihayet anlıyorum: Adam yerinde durmuyor, seyirciyle cilveleşiyor, laf atıyor, sesiyle oynuyor, kardeşiyle klavyenin başında ‘atışıyor’, gitarını alınca rock starlar gibi davranıyor... Tam üç saat 15 dakika kalıyor sahnede. Sadece kadınların değil, erkeklerin de sevgilisi. Çiftlerin en sevgilisi...
Final cümlemiz: “En kötü günümüz böyle olsun inşallahhh!”
Vampirler gece yarısından sonra canlanır. Türk insanı da saat 02.00 itibariyle eğlenmeye başlıyor. En şık kadınlar sahne önünde mest oluyor.
SiYAH TAYT VE BONELi TEYZELER
- Doğulu’yu dinlemek için iki alternatif var: Ya ‘bistro’ denen bölümde bir yerli içki dahil olmak üzere ayakta izleyip 100 TL verecek... Ya da masalarda yer ayırtıp limitsiz içki karşılığı 250 TL ödeyeceksiniz.
- Dokuzlu gruplar halinde oturulan Dolmabahçe salonunda 25 kadar masa var... Toplam izleyici sayısı 400.
- Mardan’ın sahibi İsmailov’un yanı sıra Antalya’nın eski belediye Başkanı Menderes Türel ve Ceyda Gölcüklü de ön masalardan izledi konseri.
- Kıyafet kodu pek yok gibiydi; ancak erkekler her zaman olduğu gibi beyaz gömleklerini jean’in üzerine salmıştı. Kadınlarda ise siyah tayt ve mini mini elbiseler çoğunluktaydı. Pırıltılar ve metal aksesuarlar da boldu.
- Işık oyunları yüzünden bir ara epilepsi krizine girer miyim diye düşündüm.
- Anneleriyle, çocuklarıyla gelen aileler çoktu. Babaannem gibi bone türban takan iki yaşlı hanım, konserin sonuna kadar kaldı (03.15!).
- Merdivenlerde oturup konseri izleyen ‘teen’ kızların stilleri, annelerinden daha başarılı: Fötr şapkalar, babetler, saç bantları, bir tarz sahibiler sormayın gitsin.
- Ultra zengin ailelerden ziyade, ortanın üstü gelir kesiminden, grup olarak eğlenmeye gelmiş çiftler göze çarpıyor... Konserin sonuna dek büyülenmiş gibi bir kenarda ayakta duran, bütün şarkıları ezbere söyleyen iki genç kızı hiç unutmayacağım.
- Tek tabanca kadın olarak hiçbir sıkıntı çekmedim. Biri ‘Basından mısınız?’ diye işkillendi. Yoo, ne münasebet?
