30 Kasım 2009 Pazartesi

NEW YORK’TA BiR ELMA KURDU

NEW YORK’TA BiR ELMA KURDU

Işıl Cinmen’le ‘Bir Isırık New York’ adlı kitabını ve İstanbullu genç bir yazarın bakışıyla New York’u konuştuk

Işıl Cinmen’in ilk kitabı 'Bir Isırık New York' bildiğiniz gezi kitaplarından değil; bir uçak bileti. Ya da 'Bir Elma Nasıl Isırılır?' kılavuzu. Benden söylemesi, kapağı çevirdiğinizde kafanız boş olsun, çünkü bir süreliğine çok eğlenip az çalışacaksınız. Büyük Elma’yı İstanbullu genç bir insanın bakışlarıyla köşe bucak dolaşırken kendi ülkenize de uzaktan göz atıp, alıştıklarınızın sizi nasıl şaşırtabildiğini göreceksiniz. 

Kitapta olaylar da karakterler de ayrıntılı. Nasıl hatırladınız bu kadar şeyi?
Her zaman elimde not defteriyle dolaşırım. Yoksa her şeyi unutuyorum. 

'Bir Isırık New York’u okuyanlardan, sizin Amerika’yı ısrarla sevdirmeye çalışan bir Amerika delisi olduğunuzu düşünenler oldu mu?
Hayır, yoksa siz öyle mi düşündünüz? Her zamanki Anti-Amerikan rüzgarının içinde Amerika’ya kötü duygularla gittim. Hatta hocalarımdan biri “Eğer gidersen bir daha bana gelme. Değişeceksin orada, onlara benzeyip döneceksin” demişti. Ama New York’la Amerika ayrı, İstanbul’la Türkiye nasıl ayrıysa. Sevdiğim şey, suratınıza pat diye çarpan enerjiden çıkanlar; politik tutum ya da kültürel hegemonya değil. 

İstanbul mu daha özgür bir şehir yoksa New York mu?
Nasıl yaşadığınıza bağlı. Ben İstanbul’u seçerim.

“İstanbul’da özgürüm, İstanbul benim”
Ama New York, özgürlüğün başkenti olarak bilinir.
Ben de bireysel olarak kendimi daha özgür hissettim. Ama bu, nerede olduğumdan çok Türkiye’de olmamamla ilgiliydi. Çünkü burası ‘benim’. Ancak sahiplendiğiniz kadar sorumluluk hissedersiniz. Kişisel olanın dışında, oranın daha özgür olduğunu düşünmüyorum. Her şeyin bir kuralı var. Kurallara uyarak özgür olmak diye bir şey varsa, evet çok özgürler. Tersten okumak lazım. Özgürlükten ziyade sınırların iyi belirlenmiş olması söz konusu. İfade özgürlüğü elbette burayla kıyaslanamaz bile, ama o da sistemin statükosunun sağlamlığından kaynaklanıyor. Burada korkuyla bastırılan, orada benzer türde korkularla bastırılmıyor çünkü o, senin sözünden korkmayacak kadar kendi sözünü geçirmiş çoktan.   

Kitapta yumuşak ve akıcı bir üslup var. Okumaya başlamamla bitirmem bir oldu. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Bunu söylerken biraz utanıyorum ama herkes aynı şeyi söylüyor. Bence kitabın ilk birkaç bölümü biraz sıkıcı ama sonra hızlı okunuyor çünkü hikayeler kısa, karakterler değişiyor ve bütünlük bozulmuyor. Ben her şeye şaşırırım. Büyüdükçe bunun geçmesi gerekirdi ama hala şaşırıyorum ve o yüzden heyecanla anlatıyorum.

Genelde ilgi çekmek için araya sokulan cinsellik, gay’lik, uyuşturucu gibi konular kitapta doğal bir tonda akıyor. Muhafazakar sayılan bir ülkede bunlardan kaygısızca bahsediyorsunuz. Tepkilerden çekinmediniz mi?
Oradaki hayatın fonunda ne varsa, kitapta da o var. Kurgu olmadığı için zorlama da yok. Hatta kendimi sansürlemedim desem yalan olur. Ama bu toplumsal değil, babasal bir faktörden kaynaklanıyor (gülüyor). Sonuçta Türkiye, İstanbul da dahil olmak üzere, içe kapanık, baskıcı bir kültürden geliyor ama böyle kalması gerekmiyor. Farklı yerlerde, farklı insanlar, farklı hayatlar yaşıyorlar. Bazı insanların hoşuna gitmeyecek bölümler olabilir ama ne yapalım.  

Röportaj: Sayım Çınar
Siz de reklam vermek ister misiniz?
  • 72. KOĞUŞSadri Alışık TiyatrosuSaat: 17.00Fiyat: 35 TL / 30 TL Tel: 0212 244 62 76
  • AŞK SÖZLERİYunus Emre K.MSaat: 20.30Fiyat: 40 TL / 30 TL Tel: 0212 661 19 41
  • ASETONBeyoğlu Hayal KahvesiSaat: 22.30Fiyat: 25 TL Tel: 0212 244 25 58
  • BU DA BENİM AİLEMProfilo Kültür MerkeziSaat: 15.00Fiyat: 45 TL / 35 TL Tel: 0212 216 44 00
  • STOP THE TEMPOHayal BistroSaat: 21.00Fiyat: 25 TL / 20 TL Tel: 0212 245 10 48